Naat, sözlük anlamı ile "bir şeyden övgüyle bahsetme, vasıflandırma" demektir. Divan edebiyatımızda, ümmetinin biricik sevgilisi Hazret-i Muhammed'i (s.a.v) övmek için yazılan şiir türüne de "naat" adı verilmiştir. Bazen şiir yerine düzyazı şeklinde yazanlar da olmuş. Naatın özelliği olarak: âlemlerin efendisi, Efendimiz Hz. Muhammed'e karşı duyulan saygı ve sevgi dile getirilir ve naatlar, Peygamberimizin hayatından, (hicreti, miracı, İslam adına verdiği mücadele ve çilesi, mucizeler) örnekler barındırır. Bütün naatlarda Peygamberimizden bir şefaat ümidi, en önemli muhteva hususiyeti olarak karşımıza çıkar. Yani naatlar Peygamber Efendimizin methini konu edinen şiirler olmakla beraber, istişfâ (şefaat istenilen) ve istimdâd (yardım dilenilen) edebî türlerinin özelliklerini de gösterir. Hatta eskiden naatlar; kendini günahkâr bilenlerin yegâne dermanı olarak telakki edilirmiş. Şiirlerini yazarken kullandıkları üslupta bile şairler, özentili ve süslü ifadelerden kaçınarak, saf ve içten duygularını dile getirme gayreti sergilemişler. Şuan dinlemekte olduğunuz Arif Nihat Asya'nın Naat'ı ise türünün son örneklerinden.